Bursa’da, ışık ve gölge arasında salınan bir çocuklukla başlayan yolculuk… Doğuştan görme engelli olan Atakan Nalbant, yalnızca ışık, renk ve büyüklükleri ayırt edebilecek sınırlı bir görüşle büyüdü. Fakat belki de en çok bu sınırlılık, ona sınırların dışını düşlemeyi öğretti. Ailesinin koruyucu çabasıyla uzun süre eksikliğini fark etmese de, okul yılları gerçekliği ortaya koydu. Ama bu fark ediş, bir eksilme değil; içsel bir inşa süreciydi.
Atakan’ın hayatına erken yaşta giren teknoloji, onun için yalnızca bir araç değil, aynı zamanda bir ifade biçimiydi. Arkadaşlarının bilgisayarı oyun oynamak için kullanmasının tersine, o, erişilemeyen dijital alanları kendine ve başkalarına erişilebilir kılmak için kullandı. Bu bir “karar” değildi belki; ama içsel olarak “olması gerekeni” yapma dürtüsüydü.
Henüz 12 yaşında kendi dijital ihtiyaçlarını çözmeye çalışan bir çocuk, yıllar içinde bir sosyal girişimciye dönüştü. Lisedeyken web siteleri tasarlıyor, erişilebilir dijital çözümler geliştiriyordu. Bu bir kariyer planı değil; bir hak mücadelesiydi. Ve sonunda, 2024 yılında, erişilebilirlik alanında fark yaratacak bir girişimi doğurdu: Binclusive.Binclusive yalnızca teknik bir çözüm değil; empatiyle kodlanmış bir fikir.
Binclusive, dijital erişilebilirlik alanında sahada şu şekilde çalışıyor:
1. Erişilebilirlik Analizi: Web ve mobil uygulamaları, yapay zeka destekli araçlarla tarayarak erişilebilirlik sorunlarını tespit ediyor. Bu analizler, WCAG ve ADA gibi küresel standartlara uyumu sağlamak için temel oluşturuyor.
2. Otomatik Çözümler: Tespit edilen sorunlara yönelik otomatik kod düzeltmeleri sunuyor. Kullanıcıların teknik bilgiye ihtiyaç duymadan, sadece bir satır kod ekleyerek bu düzeltmeleri entegre etmeleri mümkün.
3. Kullanıcı Geri Bildirimleri: Engelli kullanıcıların deneyimlerini analiz ederek, erişilebilirlik iyileştirmeleri için geri bildirim topluyor. Bu sayede, kullanıcı ihtiyaçlarına göre sürekli güncellemeler yapılıyor.
Ama sayılarla değil; insanların hayatında yarattığı “güvende hissetme” duygusuyla ölçülmeli başarısı.
Atakan’ın yolculuğu bize şunu hatırlatıyor:
İnsan öz çıkarına en uygun olanı, herkes için iyilik yaparak yaşar.
Bu bir fedakârlık değil; varoluşsal bir gereklilik. Tüm doğa ve tüm toplum birbirine görünmez bağlarla bağlıyken, bir kişinin yaşam kalitesi, başkalarının haklarına duyduğu saygıyla doğrudan ilişkilidir. Atakan’ın yaptığı da bu: “Benim gibi biri, başkasına mecbur değil; birbirimize bağlıyız” demek.Binclusive, erişilebilirliği bir “lütuf” değil, bir “hak” olarak konumlandırıyor.
Atakan ise bu hareketin yüzü olmaktan öte, öznesi.Ve şunu da unutmamak gerek:
İçimizdeki “gölge yan” hep konfor alanında kalmak ister. Ama Atakan, kendi gölgesini aydınlatmaya karar verenlerden biri. Çünkü iyiliği yalnızca söylemek, bizi iyi yapmaz. Ama iyiye yönelme niyetiyle atılmış her adım, hem bizi hem başkasını onarır.Bu yazı Atakan Nalbant’a değil, hepimize yazıldı.
Çünkü onun hikâyesi, hepimizin potansiyel yol haritası.