İnsan, doğası gereği yalnız yaşayamaz. Topluluk içinde var olur, birlikte gelişir, birlikte güçlenir. İşte tam da bu yüzden, RockCorps’un hikayesi bizlere sadece müzik ve gönüllülüğü birleştiren bir modelden fazlasını anlatıyor; o, bireyin kendisi ve dünya ile kurduğu anlamlı bağın canlı kanıtı.
RockCorps, 2003 yılında İngiltere’de kurulduğunda, amaç basitti: Gençleri ve toplumun her kesimini, topluma katkı sağlama eylemi ile müziğin birleştirici gücünü harmanlayarak harekete geçirmek. Fakat ortaya çıkan şey, çok daha derin, çok daha kapsamlı bir dönüşüm oldu.
Gönüllülük ve sanat bir araya geldiğinde, insanlar sadece yardım etmekle kalmaz; aynı zamanda kendilerini bulurlar.( RockCorps Kurucu Ekibi )
Nasıl Çalışır?
RockCorps’un temel prensibi “Give, Get Given” yani “Ver, Al, Ver”*dir. Katılımcılar, RockCorps tarafından düzenlenen gönüllü etkinliklerine katılarak, topluma hizmet ederler.* Bu gönüllü çalışmalarının karşılığında, katılımcılar hayran olduklara sanatçıların özel konserlerine davet edilirler.**
Bu model, müzikseverleri ve toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden bireyleri bir araya getirerek, hem eğlence hem de anlam dolu bir deneyim sunmaktadır.**
RockCorps, dünya çapında ünlü sanatçılarla iş birliği yaparak, büyük etkinlikler düzenlemiştir.* Katılımcılar, Rihanna, Lady Gaga, Drake, Pharrell Williams gibi sanatçılarla özel konserlerde buluşmuşlardır.* Bu etkinlikler, müziğin gücünü toplumsal değişim için kullanmanın güzel bir örneğidir.**
İş Modeli ve Etki
RockCorps, kar amacı güden bir organizasyon olarak, markalarla iş birliği yaparak etkinliklerini finanse etmektedir.* Bu iş birliği, markaların toplumsal sorumluluk projelerine katkı sağlamalarını ve aynı zamanda hedef kitlelerine ulaşmalarını sağlamaktadır.* RockCorps’un etkinlikleri, gönüllülük ve müziği birleştirerek, katılımcılarda kalıcı bir etki bırakmaktadır.
Bu rakamların ötesinde, RockCorps’un esas başarısı, bireylerin içinde saklı kalmış potansiyeli ortaya çıkarmasıdır. Bireyler, “ben de bir fark yaratabilirim” diyerek güçlenir; bu güç, yaşamlarına, çevrelerine ve hatta küresel topluma yayılır.
Carl Jung’un “gölge” kavramına dönecek olursak, gönüllülük ve toplumsal katılım, bireyin kendi içindeki karanlık ve bastırılmış yanlarını aydınlatma sürecidir. Jung, “Kendi karanlık yanınla yüzleşmek, tam anlamıyla özgürleşmenin başlangıcıdır.” der .
Sosyal girişimci kavramını tanımlarken her zaman dediğimiz gibi: “Her birey, hem kendi çıkarı hem de tüm dünyanın iyiliği için sorumludur. Bu sorumluluğu yerine getirmek, yaşamı anlamlandırmanın ve gerçek özgüvene ulaşmanın anahtarıdır.”
RockCorps, müziğin sadece eğlence olmadığını, aynı zamanda derin bir bağ kurma aracı olduğunu bize gösteriyor.