Hayatta bazı insanlar vardır; kendi iç acılarını, kendi sorularını o kadar derinlemesine sorgular ki bu yolculuk, başkalarının da kendini duymasına alan açar. İşte bugün sana anlatacağım kişi, bu yolculuğun örneklerinden biri: Evrim Kuran.
Evrim Kuran, Hacettepe’de İngiliz Dili ve Edebiyatı okurken edebiyatın insan hikâyelerine açtığı kapılarla büyülenmişti. Ardından Sabancı’da MBA, sonra Harvard’da davranış bilimleri, tasarım odaklı düşünme ve inovasyon eğitimi aldı. Yani elinde güçlü bir donanım vardı. Ama “Bilmek başka şeydi, anlamak bambaşka.”
İşte bu ayrım, onu yalnızca akademisyen değil, anlamaya çalışan bir insan kıldı.
2000’li yılların başında kurumsal dünyada yıldızı hızla parladı. Universum Türkiye’nin lideri oldu. Büyük markalara genç yetenek stratejileri çizdi. Ama bir yerde durdu. Gençlerle ilgili raporlar, veriler, grafikler… Hep eksikti.
Çünkü gençlerin hayalleri, kırgınlıkları, göçleri, gelecek kaygıları sayılarla anlatılamıyordu. Ve onun içindeki ses diyordu ki:
“Yargılamadan dinlemeyi öğrenmeliyiz.”
Bu cümle, onun yönünü değiştirdi.
Evrim Kuran 2021’de bu duyguyla yola çıktı ve bir sosyal araştırmayı insanca bir gözleme dönüştürdü:
Onlar Göçtü Buradan.
118 ülke, 728 şehir, 3.253 genç.
Türkiye’den göç eden yeni bir neslin hikâyesini anlattı; yalnızca ekonomik gerekçelerle değil, duyulmamışlık hissiyle gidenlerin iç seslerini kayda geçirdi.
“Her insanın gitmeye hakkı vardır. Ama onu kalmaya ikna etmesi gereken, doğduğu topraklardır.”
Bu cümleyle göçü politik bir mesele değil, insanî bir yara olarak anlattı.
Evrim Kuran yalnızca göçü değil; kadın olmanın yükünü, gençliğin kıstırılmışlığını, kuşaklar arası iletişimsizliği dile getiren kitaplar yazdı:
– Z: Bir Kuşağı Anlamak
– Telgraftan Tablete
– Başarılı Bir Kadın Olduğum İçin Özür Dilerim
Bu kitaplar seminerlere, TEDx konuşmalarına, üniversite buluşmalarına dönüştü. Her biri bir davet:
“Gelin, birbirimizi daha yavaş ama daha sahici dinleyelim.”
Evrim Kuran’ın en güçlü yanlarından biri şuydu:
Sadece söyleyen değil, dinleyen olmak.
Kendi açmazlarını da saklamadı. Annelik, kadınlık, iş yaşamındaki yalnızlık… Tüm bunları masanın altına süpürmeden anlattı.
Tıpkı Picasso’nun dediği gibi:
“Her yaratma edimi bir yıkma edimidir.”
O da sosyal girişimciliği yaratıcılıkla değil, insanın kırılganlığıyla kurdu.
Evrim Kuran Neden Bir Sosyal Girişimcidir?
Çünkü o sadece bir danışman değil.
– Gençlerin duygularına veri diyen biri değil.
– Kırılgan hikâyeleri profesyonel risk pahasına görünür kılan biri.
– Bilgiyi sadece paylaşan değil, toplumsal iyileşmeye dönüştüren biri.
Ve tam da bu yüzden, bizim sosyal girişim manifestomuzun ruhunu taşıyor:
– Fark etti: Gençliğin görünmeyen duygularını
– Niyet etti: Onları duymaya
– Sorumluluk aldı: Kalabalıklar adına konuşmaya
– Aksiyon aldı: Kitaplar, konuşmalar, stratejilerle alan açtı.
Evrim Kuran’ın hikâyesi bize şunu hatırlatıyor:
Bazen asıl dönüşüm, veriden değil, duygudan geçer.
Ve bazen bir insan, sadece anlatarak değil, dinleyerek de dünyayı değiştirebilir.
Sevgiyle Kalın