GİRİŞİMCİLER

Zeynep ve Serdar Çankaya : Bir Aile Meselesi

Bazı insanlar bir yere gitmeden sana gelir.
Bir cümleyle, bir bakışla ya da bir sessizlikle…
İşte “Bir Aile Meselesi” tam da böyle bir yer:
Bir radyo gibi başlıyor, bir sığınak gibi devam ediyor.Sohbetin kıymetini, sözü değerli kılan inceliğini bilen biri olarak, sana “Bir Aile Meselesi”nin gerçek kahramanlarını  uzun uzun anlatmak istiyorum.
Prof. Dr. Zeynep Cihangir Çankaya

Lisans eğitimini 1997 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Anabilim Dalında tamamlamıştır. 2000 yılında Ankara Üniversitesi’nde yüksek lisansını, 2005 yılında ise Gazi Üniversitesi’nde doktora eğitimini bitirmiştir. 2000’li yılların başında doktora tez çalışmasıyla pozitif psikoloji, öznel iyi oluş, mutluluk ve psikolojik ihtiyaçlar konuları üzerinde çalışmaya başlamıştır. Akademik çalışmaları iyi oluş, umut, karakterin güçlü yanları, yaşam kalitesi, yaşam doyumu, psikolojik ihtiyaçlar gibi pozitif kavramlar üzerinde temellenmiştir.

Ne anlatırsa anlatsın, “Bizi anlamayanlara değil, anlamak isteyenlere” seslendiğini hissediyorsunuz. İnsan ilişkilerinin karmaşık haritasında, bize bir yol göstermek yerine birlikte yürümeyi teklif ediyor.

Serdar Çankaya

1975 doğumlu   Ankara Üniversitesi’nde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık okumuş
Radyo programıyla “soru sormanın gücünü” öğrenmiş ve 1997’de RTGD En İyi Radyo Programcısı olmuş
İrlanda ve İngiltere’de engelli bireylerle gönüllü çalışmış, farklı kültürleri, dilleri, insanı anlamış
Aikido da ruh ve beden dengesini öğrenmiş, drama eğitimiyle iletişime dair incelikler geliştirmiş
Devlet okullarında psikolojik danışman olarak çalışmış; 2016’da “Bir Aile Meselesi” danışmanlık merkezini kurmuş

Serdar’ın hayatı; dikkat eksikliğiyle başlayan bir yolda mimlendikçe güç kazanan bir yolculuk. Yalnızca “tanıyan” biri değil; “empati kuran”, “kendisi gibi farklı olanla huzur bulan” biri olarak ekranda karşımıza çıkıyor.

 Programın ruhu: Sofralar arası sohbet ve insan dokunuşu

17 yaşından beri hayatı paylaşan iki arkadaş… ” yıllardır birçok insan yolunu kendi kendine bulmaya çalışıyor. Bu yüzden bir programa başladık; zor konuların kolaylıkla konuşulabileceği bir ortam olsun istedik.” diyorlar.

Programın her bölümünde “sessizliği paylaşma” arzusu var. Dramatik değil, gerçekti. Samimiydi. Derindi.

Duygusal çatışma bir öğrenme hali midir?

Zeynep ve Serdar’ı dinlerken hissettiğim şu oldu: Bizim insanlık halimizi ışıltıya dönüştüren o küçük çatışmalar.
İlişkilerde öfke, kırgınlık, kurulan sınırlar… Bunlar sorun değil; dönüşümün taşıyıcısı.
Platon’un “Diğerinin bakışı, ruhumuzu kendimize aynalar” dediği o iç sızı, bu programda yumuşak bir huzurla işleniyor.  “Kırmızı çizgiler koymak, var olmaktır.” sözü bu sohbetlerde anlamını buluyor.

Bu program neden bir sosyal girişim ?

Sosyal girişim denince akla çoğu zaman saha çalışmaları, kooperatifler ya da sosyal etki raporları gelir. Oysa bazı sosyal girişimler; insanın iç dünyasında, görünmeyen yaralarında, aile sofralarında başlar. “Bir Aile Meselesi” işte tam da böyle bir girişim: Sessiz ama etkili, sade ama dönüştürücü.
Sosyal girişimdir  Çünkü
1. Toplumsal bir ihtiyaçtan doğmuş olması:
Aile içi iletişim sorunları, ebeveynlik krizleri, duygusal yalnızlıklar… Bu konular modern hayatın en görünmeyen ama en yaygın sorunları. Zeynep ve Serdar Çankaya, bu ihtiyacı görüp ücretsiz, erişilebilir, yargısız bir alan açtılar.

2. Bilgiye kamusal erişim sağlıyor:
Psikoloji ve rehberlik gibi çoğunlukla ücretli, kurumsal danışmanlık alanlarında sunulan iç görüleri, herkesin anlayabileceği bir dille ve ücretsiz olarak sunuyorlar. Bu, sosyal eşitsizliğe müdahale eden çok değerli bir adım.

3. Dönüştürücü etki yaratıyor:
Dinleyenlerin sadece bilgi sahibi olması değil, farkındalık kazanması hedefleniyor. “Beni anlayan biri var” hissiyle yüzleşme, yumuşama, değişim başlıyor. Bu etki, sosyal girişimin kalbindeki “insanı onarmak” fikrini taşıyor.

4. Gelir değil, değer odaklı:
Youtube kanalları bir gelir modeli üzerine değil, toplumsal katkı niyetiyle yürüyor. Danışmanlık merkezleri olsa da içerikler reklamdan uzak, sade ve güvenilir. Önce fayda, sonra sürdürülebilirlik ilkesiyle ilerliyorl

UNDP’nin tanımına göre sosyal girişim, bir sosyal problemi çözerken sürdürülebilir değer yaratmayı hedefler.
“Bir Aile Meselesi” ise duygusal problemleri görünür kılarak; toplumun mikro alanlarında —evde, okulda, içimizde— iyileşmeyi başlatıyor.

Bu açıdan bakınca “Bir Aile Meselesi”, modern zamanların en kıymetli sosyal girişimlerinden biri:
Farkındalıkla başlayan, niyetle derinleşen, ilişkiyle büyüyen…

Ve bu yolda, İbn Arabî’nin “Dünya senin aynan, onun aynası sensin” sözünü somut bir yaşam pratiği olarak deneyimliyoruz.

“Bir aile meselesi” bize işlerini düzeltmek yerine, kendinle, ilişkinle, duygularınla barış yapma cesareti öneriyor.

Ve biz biliyoruz ki:

“İyileşme, yalnızca bir olayı düzeltmekle olmaz; hatayı kol kola yürüme gücünü bulmakla olur.”

Umarım bu yazıyla sen de onların sıcak sohbetinden bir parça taşırsın.
Ve unutma: senin sesin, senin halin, senin varlığın değerli.

Sevgiyle kalın

Back to list