GİRİŞİMCİLER, KONULAR

Begüm Doğulu : Özgürlüğün Cüretini Göze Almak

Size  bulunduğu koşullara uyum sağlaması beklenirken, kendi gerçekliğini yaratan ve çalıştığı yat endüstrisini kökten değiştiren bir girişimciden, yani Begüm Doğulu’dan bahsetmek istiyorum.
Jean-Paul Sartre’ın varoluşçu felsefesi çerçevesinde “cüretkârlık” özgürlükle sıkı sıkıya bağlantılı, neredeyse ontolojik bir tutumdur. Sartre’a göre insan, “özgürlüğe mahkûmdur.” Bu mahkûmiyet, seçim yapmaktan kaçınamayacağımız anlamına gelir. İşte cüretkarlık,  boyun eğmek yerine,  cesurca yüzleşmeyi, özgürlüğün yükünü bilinçli ve radikal biçimde üstlenmeyi temsil eder.

Sartre’a göre insanın doğası yoktur, çünkü insan önce var olur, sonra ne olacağını kendi belirler. Bu, mutlak özgürlüğü ve beraberinde gelen mutlak sorumluluğu getirir. Cüretkarlık, bu sorumluluktan kaçmak yerine onu göğüslemek demektir. Yani kişi, kendini edilgen bir figür olarak değil, fail olarak kabul eder. Bir eylemde bulunmak —hele ki kalıplara, beklentilere ya da korkuya rağmen— Sartre’ın deyimiyle “otantik yaşamın” ifadesidir.

Sartre’a göre kötü inanç, kişinin kendi özgürlüğünden kaçarak kendini toplumsal rollerle sınırlamasıdır. Cüretkâr kişi, bu kendini kandırma biçimine direnir. Örneğin bir kadın sadece “anne”, bir adam sadece “iş adamı” rolünü oynamakla yetinmez; bu kimliklerin ötesine geçerek kendi anlamını yaratma cesaretini gösterir. Sartre’ın gözünde bu, bir tür metafizik başkaldırıdır.

Begüm Doğulu’nun yaşam öyküsü, girişimcilik, azim ve sosyal sorumluluğun birleştiği etkileyici bir başarı hikâyesi.İzmir’de doğup büyüyen Doğulu, İngiltere’de dil eğitimi aldıktan sonra Türkiye’ye dönerek yat turizmi sektöründe çalışmaya başlamış. Beş yıl boyunca bir şirkette genel müdürlük yaptıktan sonra, kendi işini kurma kararı alıyor.

Sadece 2.000 dolarlık bir sermayeyle ofis kiralayıp, mobilya dahi alamadan işe başlıyor.İlk iş seyahatinde Karayipler’deki bir fuara katılıyor ve  marinalarda banklarda uyuyarak zorlu bir başlangıç yapıyor.Bu zor görünen başlangıç, onu daha zor görünen sorunlarla azimle mücadele etmeye yönlendiriyor.

Zamanla müşteri portföyünü genişleterek Bodrum, Marmaris, Göcek, Antalya ve İstanbul’da ofisler açıyor. Fakat Begüm Doğulu durmuyor. Yalnızca acente hizmetleri sunmakla kalmayıp, müşterilerin ihtiyaçlarına yönelik olarak Türkiye genelinde yüksek kaliteli tedarik hizmeti sağlayan TPS sistemini kuruyor.

Bugüne kadar 40 metreden büyük 85 yatın bakım ve onarımını gerçekleştiriyor.Bununla da yetinmiyor, yatta konaklama yapacak misafirleri koydaki teknesiyle buluşturan deniz uçağı servisini de onlara sunuyor.

Ayrıca bu uçaklarla ,yat turizmi için  gelen misafirleri, Bergama gibi önemli tarihi ören yerlerimizi tanımaları adına koydan alıp ören yerlerine götürüyor.

Mercedes Benz motor yatlarını Türkiye pazarına açma kararı aldığında ise yine Begüm Doğulu’nun kapısını çalıyor.Begüm Doğulu  Türkiye’de Mercedes Benz motor yatlarının tek distribütörü oluyor. Günümüzde ise Mercedes Benz motor yatların  Türkiye’de üretimi için görüşmeler başlatılıyor.

Begüm Doğulu  yat turizmi alanında Türkiye’nin tanıtımına katkıda bulunarak, ülkenin uluslararası alanda bilinirliğini artırıyor.

Yabancı bayraklı yat acentalarının Türkiye karasularında yaptıkları hizmetlerde, ülkemize ödedikleri vergi baremlerinin yükseltilmesi ve bu yolla ülkemize daha fazla döviz kazandırılması için gereken kanunların çıkmasında öncü rol oynuyor.
Tam da bu yüzden uluslararası çalışan yat acentelerini karşısına almaktan çekinmiyor.

Ayrıca, kadın girişimciliğini destekleyen projelerde yer alarak, kadınların iş dünyasında daha aktif rol almasını teşvik ediyor. Doğulu’nun liderliğinde, şirketi sadece ticari başarı elde etmekle kalmayıp, aynı zamanda toplumsal fayda sağlamayı da hedefliyor.

Begüm Doğulu’nun kişiliğinde girişimciliğin ne demek olduğu biraz daha gün yüzüne çıkıyor.

Sanırım anafikir hayal kurmak, hayallerinin peşinden gitmek ve risk almakla sınırlı değil.

Begüm Doğulu’da gördüğümüz şey, dayak yiyeceğini bile bile ringe çıkmak, yere düştüğünde tekrar dayak yiyeceğini bilerek ayağa kalkmak.

Galiba özgürlüğün bedeli burada.

Bana göre çalıştığı restoranda tuvalet temizleyen kadın da , gittiği fuarda geceyi geçirmek için bankta yatan kadında , Mercedes motor yatlarının Türkiye distribütörü de aynı kadın.

Toplum olarak sadece başarı hikayelerine odaklıyız.

Fakat kendini gerçekleştirme sorumluluğunu alan ve  bunun bedelini ödemekten kaçınmayan bu kadın, farklı bir sektörü deneseydi bile  bence sonuç değişmeyecekti.

Onun girişimci ve savaşçı  ruhu, ve akabinde yaptığı farklı projeler, bu yazının konusu olacaktı.

Ben de kendime soruyorum, parlak fikirler mi ? stratejik planlar mı ?

Yoksa  dayak yemeyi göze alıp  yolda olmak mı ?
Sevgiyle Kalın

Back to list