“Askıda Ne Var”ın kurucusu Oğuzhan Canım, sadece bir sosyal girişimci değil, aynı zamanda iyiliğin gücüne inanan, samimi ve ilham veren bir gönüllü. İktisat mezunu, Sinoplu ve şiir okumayı seven biri olarak kendisini tanımlıyor.
Peki, üniversite öğrencilerinin hayatına dokunan bu projeyi nasıl hayata geçirdi?
İlhamını Osmanlı’daki “Askıda Ekmek” ve İtalya’daki “Askıda Kahve” uygulamalarından alan Oğuzhan, bu eski ama güçlü iyilik geleneğini günümüze taşıyarak, “Pay it forward” felsefesini daha fonksiyonel bir hale getirmiş. Üniversite yıllarında gençlerin yaşadığı maddi sıkıntıları ve imkan kısıtlılıklarını bizzat deneyimlemesi, “Askıda Ne Var”ın doğuşundaki en büyük etken olmuş.
“Askıda Ne Var” nedir mi? Üniversite öğrencilerine ücretsiz yemek, kıyafet, tiyatro-konser-sinema bileti, kitap, yurt dışı staj gibi pek çok ürün ve hizmet sunan bir iyilik hareketi. Sistemin işleyişi ise oldukça basit ve etkili: gönüllüler askidanevar.com üzerinden diledikleri ürün veya hizmetin ödemesini yaparak “askıya bırakıyor”, kayıtlı üniversite öğrencileri ise aldıkları kod numarasıyla bu imkanlardan ücretsiz faydalanabiliyor.
2015 yılında 2 milyonun üzerinde ürün ve hizmet dağıtımı gibi inanılmaz bir başarıya imza atan “Askıda Ne Var”, 185 marka ve sanatçıyla iş birliği yapıyor. Oğuzhan ve ekibi, bu büyümenin sırrını “iyiliğin bulaşıcı olması” ve hikayelerini anlattıklarında insanların gözlerindeki parıltıyla açıklıyor. Başlangıçta hiç gelir elde etmeden, tamamen gönüllülük esasıyla çalışan ekip, 2016’dan itibaren sponsor markalarla anlaşarak sürdürülebilir bir yapıya kavuşmuş.
Sabancı Vakfı’nın “Fark Yaratanlar” belgeseline konu olan, Ashoka, Bilgi Üniversitesi ve TÜBİTAK gibi kurumlardan destek alan Oğuzhan Canım, tüm bu başarılara rağmen mütevazılığını koruyor.
“Yaptığım işi seviyorum, mutlu oluyorum ama yeterli bulmuyorum” diyerek, hala ulaşamadıkları ihtiyaç sahibi öğrencilere vurgu yapıyor ve daha çok çalışıp daha çok iyilik peşinde koşmaları gerektiğini belirtiyor.
Hikaye burada bitmiyor. Oguzhan Canım, insanı ve toplumu bilimsel veriler ışığında daha iyi anlayabilmek için İngiltere’de University of Surrey’de Sosyal Psikoloji yüksek lisansı yapıyor.
Daha sonra “Askıda Ne Var” platformunun “Askıda Burs Var” kampanyası, özellikle 6 Şubat 2023 depreminden etkilenen üniversite öğrencilerine yönelik başlatılan önemli bir sosyal sorumluluk projesi oluyor.
Bu kampanya ile depremden etkilenen, birinci dereceden yakınını kaybetmiş veya evi zarar görmüş üniversite öğrencileri ve ailelerine geniş kapsamlı bir burs desteği sağlanıyor. Kampanya, gönüllülerin ve marka iş birliklerinin desteğiyle askidanevar.com üzerinden toplanan bağışlarla yürütülüyor.
“Askıda Burs Var” projesi kapsamında iki ana kampanya yürütülmüş:
- Barınma Desteği: HepsiEmlak ile iş birliği içinde “Dostluk Çatısı Projesi” kapsamında, Türkiye’nin farklı bölgelerinden evini gönüllü olarak açan aileler ile başvuru yapan üniversite öğrencileri Askıda Ne Var platformunda buluşturuluyor.
- Destek Bursu: Gönüllülerin ve iş birliği yapılan markaların katkılarıyla askidanevar.com üzerinden bağışlar toplanıyor ve ihtiyaca bağlı olarak üniversite öğrencilerine nakdi burslar veriliyor. İhtiyaç durumuna göre aylık 800 TL ya da tek seferlik 1000 TL’lik genel burslar sağlanıyor.
Projenin Kazanımları:
- Web sitesindeki “Askıya Bırak” bölümünden eğitim bursu bırakma imkanı sunuluyor.
- Markalar, vakıflar, ünlüler ve gönüllülerin desteğiyle 6 binden fazla üniversite öğrencisine 25 milyon TL’den fazla ayni ve nakdi yardım ulaştırılıyor.
- 9 binden fazla üniversite öğrencisine online eğitim, kariyer/kişisel gelişim desteği sağlanarak toplamda 15 binden fazla üniversite öğrencisine destek veriliyor.
- Ezgi Mola, Kalben, Dilan Çiçek Deniz gibi birçok sanatçı doğum günü hediyelerini ve konser gelirlerini bursa dönüştürerek öğrencilere destek sağlıyor.
“Askıda Burs Var” kampanyası, Türkiye’deki üniversite öğrencileri özelinde en geniş kapsamlı burs projelerinden biri olarak hayata geçirilmiş ve birçok öğrencinin temel ihtiyaçlarının karşılanmasına önemli katkılar sağlamış.
Tüm bu çalışmalar, uzun yıllar gönüllü bir ekibin karşılıksız çabalarıyla gerçekleşmiş. Fakat sürdürülebilir bir girişimin, sürdürülebilir bir finansman modeliyle ayakta kalabileceği gerçeği apaçık ortaya çıkmış.
Bu aşamada Oguzhan ve ekibi, toplanan tüm yardımları, kesintisiz bir şekilde aktarmaya devam ederken, oluşturdukları medya tanıtım gücünü, sponsor firmalara sunarak gelir elde etme yolunu seçmişler
Şirketin ajans bölümü sponsorluk ve markalar için ürettiği projelerle tüm ekibin finansmanını sağlıyor .
Oguzhan Canım’ın hayalleri, yaptıklarından da daha büyük.
Çözüme katkı sunduğu alanlarda, sorunu kökünden çözemediği için dertleniyor. En büyük mutluluğu ise, öğrenciyken hayatlarına dokunduğu bir çok gencin, daha sonra yardım eden konumuna taşınması olmuş.
Bu da bize sosyal girişimlerin, sadece mevcut projelerin ikamesi için değil, her zaman daha büyüğünü gerçekleştirebilecek bir finansal kar modeline sahip olması gerektiğidir. Sosyal girişimler, sadece projeleri değil, tüm zamanını, tüm birikimini bu yolda harcayan girişimcilerin hayat standartını garanti altına almalıdır.
Çünkü yapılan tüm bu toplumsal iyilik çabalarından hepimiz sorumluyuz. Sadece birilerinin çıkıp bu yolda kendini feda etmesini bekleyemeyiz.
Unutmamalıyız ki bu kişiler, sosyal sorumluluk projelerine destek veren bir çok firmadan daha fazla zaman ve emeği bu projelere aktarıyorlar.
Dolayısıyla aynı konvansiyonel bir şirketin devamlı olarak finansal büyümesi gibi, bu girişimlere de bunu sağlayabilecekleri desteği vermekle sorumluyuz.
Sartre ve Ortak Sorumluluk Anlayışı
Jean-Paul Sartre’a göre, insan özgür bir varlık olduğu için kendi eylemlerinden tamamen sorumludur. Ancak bu sorumluluk sadece kişisel değil, aynı zamanda kolektif bir boyut taşır. Çünkü bireyin yaptığı her eylem, sadece kendisini değil, tüm insanlığı etkiler ve şekillendirir. Bu nedenle, bir eylemde bulunurken bunun sonuçlarının tüm toplumu kapsayacağını düşünmek ve ortaklaşa bir sorumluluk bilinciyle hareket etmek gerekir. Yani, eylemlerimizle sadece kendimize değil, diğer insanlara karşı da bir taahhütte bulunmuş oluruz; sonuçları bireysel değil, her zaman toplumsaldır.
Sevgiyle Kalın